Faydalı Bilgiler


Sığırların boynuzları geçmişte; gösteriş, savunma organı, sürü liderini belirlemek gibi durumlar için kullandıkları kafatasının uzantılarıydı. Ancak günümüzde modern hayvancılık işletmelerinin sağladığı sürü yönetimi ve bakım-besleme koşullarıyla bu işlevler önemini yitirmiştir.

Çiftlik içerisinde boynuzların istenmeme nedenleri;

  • Boynuz darbelerine bağlı gelişen açık yaralar
  • Meme dokusunda derin yaralanmalar sonucu mastitis (meme dokusunun yangısı) şekillenmesi ve memenin körelmesi
  • Deri yaraları açarak derinin ekonomik anlamda değer kaybetmesi
  • Düşükler
  • Çeşitli dokularda travmalar
  • Vb..

şeklinde sıralanabilir.

Sürünün dışında, boynuzlar bakıcılara ve işletmedeki diğer çalışanlara da zarar verdiği için kesilmesi ya da köreltilmesi tercih edilmektedir.

Boynuzsuzlaştırma işlemi yaşlı hayvanlarda daha zor ve riskliyken, buzağılarda keratin yapı oluşmadan yani boynuz tam gelişmeden köreltmek çok daha kolay ve başarılıdır. Boynuz köreltme işlemi 1-2 haftalık buzağılarda kostik maddeler (sodyum hidroksit veya potasyum hidroksit) içeren boynuz kalemleri ile yapılırken, 4-8 haftalıklarda elektrikli dağlama şekilde yapılır.

Bir diğer yöntem ise 10 günlükten 45 günlüğe kadar olan buzağılarda boynuza uygun çapta boynuz tüpü adı verilen alet ile mekanik olarak da gerçekleştirilebilir. Isı ile koterizasyon da yaygın bir yöntemdir ancak bu işlemin deneyimsiz kişiler tarafından uzayan sürelerde yapılması kafatası ve beyinde hasara yol açabilmektedir. Bu tip uygulamalar merkezi sinir sistemindeki kan damarlarında trombozlara (pıhtılara) sebep olarak iskemik (kan akşının azaldığı ya da kesildiği durumlar) hasarlara yol açabillir.

Ergin sığırlarda ise daha özel bilgi ve deneyim gerektirir. Bunun için boynuz makası, testereler ve elastratör adı verilen küçük ve çok sert bir lastik halkanın özel pensesi ile boynuza geçirilmek suretiyle boynuzsuzlaştırma işlemi yapılabilir. Bu işlemlerin hatalı uygulanmaması sonucu boynuz ile bağıntılı olan alın sinüsleri açılır ve bu açıklıktan enfeksiyon şekillenerek sinüzitis gibi durumlara sebebiyet verebilir.

Hastalığın bulaşması kenelerle olmaktadır. Enfekte kenenin salyasıyla ya da enfekte köpeklerden kan nakli yoluyla bulaşmanın gerçekleştiği bilinmektedir. Hastalığın etkeni Erlichia Canis adı verilen bir parazittir. Hastalığın başlıca semptomları; yüksek ateş, burun kanaması, solgun mukozalar, depresyon, iştahsızlık ve deride görülen yer yer peteşi kanamalardır. Hastalık kanın yapısını bozarak, sistemik etki yapmak suretiyle tüm vücuda yayılarak böbreklere kadar zarar veren, insanlara da bulaşabilen bir hastalıktır. Hastalığın kesin teşhisi veteriner laboratuvarlarında hastalığa ait spesifik indirekt fluoresan antikor testi (IFA) ile yapılır. Tedavisinde hastalığa yönelik antibiyotik kullanılır. Hastalığın erken dönemlerinde tedavi edilen köpeklerde 24-48 saatlerde klinik olarak iyileşme başlar. Hastalık hayat boyu vücutta kalıcı olmasına rağmen düzenli takibi yapılmak şartı ile evcil dostlarımız normal bir hayat sürebilir.

Araş. Gör. Havva Süleymanoğlu

Elektif operasyonlar, evcil hayvanınızın sağlığının bozulmasına yol açan veya yol açacak olan durumların iyileştirilmesi için önerilen operasyonlardır. Tıbbi acil bir durum olmayan ancak zamanla yaşamı tehdit etme olasılığı yüksek olan operasyonlar bazen yarı elektif olarak adlandırılır. Elektif/yarı elektif operasyonlardan olan günümüzde küçük hayvanlarda hızlı popülasyon artış sorununa bir çözüm olarak veteriner pratikte en sık gerçekleştirilen cerrahi prosedür olan kastrasyon, erkek hayvanlarda testis ve epididimis denilen erkek genital organlarının cerrahi yöntemlerle alınması esasına dayanır.

Kastrasyonun veteriner hekimlikte hızlı popülasyon artışı sorununa bir çözüm olmasının yanında başka uygulama alanları da vardır. Kastrasyon veteriner hekimlikte; ileri yaşlarda erkek genital hormonu ile alakalı prostat genişlemeleri, olası prostat neoplazileri, prostat iltahaplanmaları, perineal bölge fıtıkları, kasık fıtıkları gibi hastalıkların önüne geçilmesinde ve tedavisinde, davranış problemlerinin düzeltilmesinde, diyabet gibi hormonal değişimlerin tetiklendiği endokrin hastalıklar ve kalıtımsal hastalıkların aktarımının önlenmesinde, sara krizlerinin kontrolünde, testisleri asan spermatik kanalın torsiyonunda, testis ve epididimis iltihaplanmasında, bu organların doğmasal anomalilerinde, neoplazi olasılığı yüksek keseye inmemiş testislerin uzaklaştırılmasında da tercih edilmektedir.

Kastrasyon operasyonuna hazırlanmak için hasta sahibinin özen göstermesi gereken en önemli olay, anestezi alacağı için operasyondan 8 saat önce yiyecek verilmesinin engellenmesidir. Anestezi altında mide kaslarının gevşemesi ve koruyucu reflekslerin ortadan kalkması mide içeriğinin, boğaz bölgesine geri akmasına ve buradan da nefes borusu aracılığı ile akciğerlere inme riski söz konusudur. Bu yüzden bir gece öncesinden yemek kısıtlamasına gidilmesi gerekmektedir. Kastrasyon operasyonu sonrası veteriner hekimin uygun görmesi halinde eve yollanan hastada ilk hafta etrafta koşmasına, operasyon bölgesini yalamalarına izin vermemeye dikkat etmeniz gerekmektedir. Bunu engelleyemiyorsanız self travmayı önlemede dikişli yaralarda dikiş alınana kadar yakalık takmanız, hekiminizin reçete ettiği antibiyotik ve analjezik tedaviyi özenle uygulamanız önemle tavsiye edilmektedir.

Arş. Gör. Gökhan Ulukan

İshal, çeşitli sebeplere bağlı olarak dışkının sulu bir kıvam alması, dışkılamanın sayısının ve sıklığının artması anlamına gelen bir bağırsak problemidir. İshalin sebepleri olarak ani gıda değişimi yapılması, bozulmuş gıdanın verilmesi, etin çiğ olarak verilmesi gibi beslenmeye bağlı olan ishaller; kötü bakım koşullarının sebep olduğu stres; bağırsaktaki patojen bakteri ve parazit varlığı; yavru köpeklerde parvoviral enterit gibi kanlı ishale neden olan virüs; pankreas ve karaciğer hastalıkları; bağırsak tümörleri ishalin nedenleri arasında sayılabilir. Hayvanlarda şekillenen ishallerde, ishalin şiddetine göre, vücutta çok ciddi su kayıplarına, besinlerin emilmemesi dolayısıyla besinlerin kana karışamaması sonucunda hayvanın aldığı gıdadan yararlanamaması ve zayıflama şekillenecektir. Böyle durumlarda Veteriner Hekim müdahalesi yapılmazsa basit gibi görünen ishaller hayvanınız için ölümcül olabilir. Hangi sebepten dolayı olursa olsun, ishal önemsenmesi gereken ve vakit kaybedilmeden Veteriner Hekiminize götürülmesi gereken çok önemli bir belirtidir.

Vet. Hekim Çağrı Enginer

Evcilleşme sürecinde kedi ve köpeklerde üreme döngüleri de dahil olmak üzere günümüze kadar pek çok değişiklik olmuştur. Evcil hayvanların çiftleşme istekleri duygulara ve hislere değil, tamamen içgüdülere dayanmaktadır. İçgüdüleri onlara, kimyasal bağlantılar yani hormonlar aracılığıyla türlerinin devamını sağlamak için üremeleri ya da çoğalmaları gerektiğini söyler. Yabani hayatta bir türün ne sıklıkta üreyeceğini de doğanın dengesi belirler. Ancak kedi ve köpekler artık yabani ekosistemin bir parçası olmaktan çıkmıştır ve buna bağlı olarak bu temel içgüdü artık ne olması gereken ortamda, ne de olması gereken doğal dengede gerçekleşmektedir. İşte bu dengesizlikten dolayı üreme dönemleri artık doğanın kontrolünden çıkmıştır. Böylelikle kısırlaştırma operasyonları son zamanlar da adından daha çok bahsettirir olmuştur.

Dişi köpek ve kedilerde kısırlaştırma (ovariohisterektomi) erkek kedi ve köpeklerde yapılan kısırlaştırma (orşidektomi-kastrasyon) olarak adlandırılır ve dişilerin cerrahi müdahaleleri erkeklerinkine nazaran daha komplikedir.

Kısırlaştırma işlemi ile dişi kedi ve köpeklerde genital hastalıkların büyük bir bölümünün riskinden kurtulmuş olunur. Örneğin uterustaki piyometra, yumurtalık kistleri (kistik ovaryum), meme tümörleri, mastitis, retentio secundinarium, vaginitis, prolapsus uteri, erkeklerde testis kanseri, prostat bezi hastalıkları gibi birçok hastalıklara karşı bir şekilde koruma altına almış oluyoruz.

Özellikle ev dışı ortam ile irtibatı olan ve sokakta yaşayan kediler için şu söylenebilir ki kısırlaştırılmamış sokak kedilerinin ortalama ömrü iki yılın altındadır. Kısırlaştırılmayan erkek kediler daha asabidirler ve daha çok kavga ederler. Dolayısıyla ısırık yaraları ile bulaşan FIV gibi viral ve ölümcül hastalıklarla çok daha fazla karşılaşırlar.

Kısırlaştırılmamış birçok erkek ve dişi köpekte ise çiftleşme ve koklama yoluyla bulaşabilen TVT (Transmissible Venereal Tumor) olgusuna rastlıyoruz. TVT, dünya üzerinde bulaşıcı tek kanser türüdür ve tedavi edilmezse ölümcül olabilir.

Kısırlaştırılmamış kedi ve köpekler kızgınlık dönemlerinde hormonlarının ve cinsel dürtülerinin etkisiyle birçok kazaya maruz kalmaktadır. Özellikle kliniğimizde karşılaştığımız kattan düşme, trafik kazası, birbirlerine saldırma gibi olguları gözlemlediğimizde bu kazaya maruz kalan kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmamış olduğu gözlemlenmiştir.

Kısırlaştırılan dişi kedilerde kızgınlık dönemindeki bağırmaları, köpeklerde adet dönemindeki kanamaları, erkek kedi ve köpeklerde alanlarını işaretlemek için bıraktıkları idrar gibi bizim hayat standardımızı negatif etkileyen sorunları da ortadan kaldırmış oluyoruz.

Kedi ya da köpeğinizin bir kez doğum yaptıktan sonra kısırlaştırılmasını istiyor, bunun daha sağlıklı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bu yaygın bir yanlış düşüncedir. Çünkü ilk kızgınlık döneminin öncesinde ve cinsel olgunluğa tam olarak erişmemiş kedi ve köpekler kısırlaştırıldıklarında daha sağlıklı ve daha uzun yaşarlar. Ayrıca erken dönemde kısırlaştırılan erkek ve dişilerde ileride görülebilecek testis kanserleri ile rahim ve yumurtalık tümörlerinin oranında ciddi bir düşüş meydana gelir. Zamanında kısırlaştırılmış köpeklerin ortalama 1-3, kedilerin ise 2-5 yıl daha uzun yaşadıkları gözlemlenmektedir.

Özetle kısırlaştırma işlemi evimizi paylaştığımız ya da sokakta bulunan canlılar açısından çok ciddi problemleri ortadan kaldırmaktadır.

Kedi ve köpeklerde kısırlaştırma operasyonları, birçok kesimde görüş ayrılığı oluşturmaya devam etmektedir. Bir taraf kısırlaştırma işleminin gerekliliği ve dostlarımızın sağlığı üzerindeki olumlu katkılarını kabul ederken, diğer bir düşünce grubu ise özellikle doğurma içgüdüsü, cinselliklerini yaşayamadıkları, doğasının bozulduğu gibi nedenlerle karşı çıkmaktadır. Bunun nedeni hayvanlarımız ile kendimiz arasında bir bağ kurmaktan ileri gelmektedir. Özellikle evcil hayvanlarımız sağlıklı ve kaliteli bir yaşama sahip olabilmesi için büyük ölçüde insana ihtiyaç duyarlar ve sokakta yaşayan hayvanların yaşam koşulları çoğu zaman iyi düzeyde olmamaktadır. Genel anlamda baktığımız da ise besin bulma zorluğu ile birlikte kontrolsüz üremeye bağlı olarak ortaya çıkan trafik kazaları ve hastalık salgınları minik dostlarımızda birçok kayba yol açmaktadır.

Köpekler insanlardan 15-20 kat, kediler ise ortalama 45-50 kat daha fazla üreme yeteneğine sahiptir. Kedi ve köpeklerin üreme hızı o derece yüksektir ki, her yıl yeni doğanların ayrı ayrı her biri için uygun yaşama koşullarının sağlanabilmesi olanaksızdır. Bu durum ise kontrol edilemezse, ilerleyen dönemlerdeki popülasyon artışı katlanarak gideceğinden önüne geçilmesini ve kontrol altına alınmasını daha zor kılmaktadır. Tüm bu durumları yan yana koyduğumuz zaman ise kısırlaştırma operasyonlarının ne kadar elzem olduğu ortaya çıkmaktadır.

Kısırlaştırma operasyonları kedi ve köpeklerde yumurtalık ve rahmin birlikte alınması, erkek kedi ve köpeklerde testisin tamamen steril koşullarda cerrahi bir müdahale ile alınması işlemidir. Bunun dışında kullanılan diğer tüm tedavi yöntemleri (hormonal tedaviler, implantlar vb.) kalıcı olmayan ve yan etkileri olan yöntemlerdir. Kısırlaştırma operasyonları sonrasında rahim ve yumurtalıklarda oluşacak tüm jinekolojik hastalıkların önüne geçilmiş olur. Ayrıca hayvanlarda görülen meme tümörü olgularının görülme sıklığı da kısırlaştırma operasyonları sonrasında büyük oranda düştüğü yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. Kısırlaştırma operasyonların yan etkileri ise kilo alma, deri ve tüy bozuklukları ve nadiren gerçekleşse de idrar tutamama gibi olgulardır.

Araş. Gör. Enver Evci

Köpek ve kedilerde yabancı cisim yutma; özellikle genç hayvanlarda sıklıkla karşılaştığımız ve çoğunlukla acil müdahale gerektiren bir durumlardır. Köpeklerde en sık karşılaştığımız lineer yabancı cisim olarak kemik, çorap ve toka gözlenirken kedilerde ise dikiş iğneleri ve ipler daha fazla gözlenmektedir. Hasta sahibinin bu durumu fark edebildiği olgularda teşhis konusunda hızlı olunabilmekte ve ciddi komplikasyonlar meydana gelmeden tedavi sağlanabilmektedir.

Yabancı cisim yutan hayvanlarda klinik belirtilerin görülmesi birkaç saatten başlayıp aylarca uzun süren bir periyotta değişiklik gösterebilir. Hastalarımızda klinik belirti olarak; sürekli kusma, aşırı salivasyon, öğürme, iştahsızlık, huzursuzluk, dışkılayamama veya az dışkılama gibi belirtiler gözlenebilir. Hasta sahibi, bu belirtileri fark ettiğinde vakit kaybetmeden veteriner hekimine başvurmalıdır. Çünkü geciken olgularda hasta, kusma ile birlikte zayıflama, vücut kondisyonunda azalma ve genel durum bozukluğu meydana gelmektedir. Ayrıca yutulan yabancı cisimler; özofagus (yemek borusu), mide ve bağırsaklarda tıkanmalara, mukoza hasarına ve perforasyonlara (delinmelere) yol açarak, peritonitislere (karın zarının iltihabı) sebep olabilmekte ve bunu takiben hasta septik şoka girerek hayatını kaybedebilmektedir.

Veteriner hekimlerin hasta sahipleri tarafından alacağı bilgiler çok önemlidir. Evde kaybolan bir oyuncağı var mı, daha önce yabancı cisim yuttu mu gibi soruların cevapları bizim teşhise gitmemizi kolaylaştırır. Alınan bilgilerden sonra hastanın klinik muayenesi yapılır. Hastamızın genel muayenesi yapıldıktan ayrıntılı ağız muayeneleri yapılır. İplik gibi lineer yabancı cisimler, ağız muayenesi sırasında gözlenebilmektedir. Ağız muayenesi sonrasında hastamızın abdomen (karın) bölgesi elle muayene edip hastanın ağrı kaynaklı tepki verip vermediği gözlemlenir. Teşhis için direkt ve/veya indirekt radyografi, ultrasonografi ve endoskopi kullanılmaktadır.

Tespit edilen yabancı cismin yapısı ve lokalizasyonu tedavi şekline karar vermemize yardımcı olur. Cismin yapısı ve yerine göre; medikal tedavi ile mi yoksa cerrahi müdahale ile mi veya endoskopi ile mi uzaklaştırılacağına karar verilir. Dışkı yumuşatıcı ve kayganlaştırıcı ilaçlar kullanarak bağırsaklardan geçebileceği düşünülen pürüzsüz yapıdaki yabancı cisimler için medikal tedavi uygulanabilir fakat bu durumda hastanın her gün röntgeni çekilmeli ve eğer yabancı cismin konumunda 24 saat boyunca herhangi bir değişiklik olmadığı saptanırsa cerrahi müdahale ile uzaklaştırma konusunda hızlıca karar verilmelidir. Geciken tedavinin perforasyon (delinme) riskinin arttırdığını unutulmamalıdır. Perforasyon (delinme) meydana gelmiş vakalarda acil cerrahi müdahale gereklidir. Kusma içeriğinde veya dışkıda kan görülmesi yabancı cismin mukozal ülserasyona sebep olduğunu akla getirir. Şiddetli mukozal hasar tespit edildiyse hasta 24-48 saat aç bırakılmalıdır. Ayrıca hayvanın genel durumu incelenmeli, aralıklı olarak kan tahlilleri yapılmalı ve ağızdan beslemediğimiz hastalara damardan sıvı takviyesi yapılmalıdır. Yabancı cisim yutmada prognoz, erken müdahele edilen ve komplike olmamış vakalar için iyidir. Hasta sahibinin, hayvanının hayatını riske sokabilecek orantısız kemik parçaları veya yutabileceği oyuncak materyallerini vermemesi konusunda uyarmamız gerekmektedir.

Arş. Gör. Süleyman Özdemir

Ön çapraz bağ kopuğu, köpeklerde diz ekleminde görülen, tüm ortopedik lezyonlar içinde köpeklerde %12.2 oranında rastlanan bir hastalıktır. Çapraz bağ kopuğu sonucu dizde şekillenen değişimler nedeniyle kas kemik sisteminin üzerindeki olumsuz etki yaratan bu durum genel olarak genç, yetişkin, iri yapılı köpek ırklarını etkiler ve bir iki yıl içinde diğer diz ekleminde de aynı hastalık gözlenebilir. Ön çapraz bağ kopuğu her iki cinsiyetten, her yaş veya ırktan köpeklerde karşımıza çıkabildiği gibi veteriner hekime genellikle tedavi için genç, aktif, büyük ırk köpek sahipleri başvurur.

Ön çapraz bağ kopuğu lezyonlarında köpek bacağına kısmi ağırlık verir veya hiç veremez ve ani başlayan bir topallık gözlenebilir. Aralıklı topallık gözlenen olgularda Ön çapraz bağ kopuğu lezyonuna ilave olarak menisküs hasarının da yer aldığı ve olguların hemen bir veteriner hekime götürülmeleri gerekliliği öngörülmektedir. Uzun süreli ön çapraz bağ kopuğu olan köpeklerde bacağın kullanıldığı ve vücut ağırlığının taşınabildiği belirlenirken uzun süreli topallık gözlenmektedir. Hastalarda ayağa kalkmakta veya oturmakta güçlük olabilir. Köpeğin etkilenen bacağını vücudun dışında tutarak oturduğu gözlemlenebilir Topallama tipik olarak egzersiz veya uykudan sonra kötüleşir. Ön çapraz bağ kopuklarının tanısında klinik olarak uygulanan birkaç özel yöntem mevcuttur. Veteriner hekiminiz uygun muayene yöntemlerini kullanarak bu durumdan şüphelenebilir ve küçük dostlarımız sağlığı için teşhis ve tedaviye gidebilmektedir.

Özellikle iri yapılı ırklarda hayvanımızda, arka bacaklarını vücut dışında tutarak oturması, aralıklı arka bacak topallığı şikayetlerini gözlemesi halinde eklemde oluşabilecek geri dönüşümsüz hasarların önüne geçilmesi adına hemen uzman bir veteriner hekime götürmesi önerilmektedir.

Araş. Gör. Gökay Yeşilovalı

Aydınlık dünyamızdaki tüm olayları görme yetisi kazandırarak belleğimize kazımada yardımcı olan yegane organımız gözlerimiz; şüphesiz ki hayvanlarda da aynı zamanda korunmaya muhtaç organlarımızın başında gelmektedir. Göz organımız; göz küresi ve onu koruyan göz kapakları ve konjunktiva adı verilen eklenti organellerinden oluşur. Yabancı cisim travmaları denildiğinde genellikle göz küresini ve eklenti organlarını zarar veren evcil hayvanların maruz kaldıkları yaz aylarında havaların ısınmasıyla birlikte ortaya çıkan pisipisi otları, fabrika ortamında bulunan köpeklerde talaş, metal parçacıkları ve bitki orijinli materyaller sayılabilir.

Bir kum tanesi ya da kirpiğin göz kapakları arasında olması, sinirsel uyarımın yüksek derecede olduğu göz ve çevre dokuların irritasyonu nedeniyle gözümüzde oluşan ağrı ve sıkıntıyı düşünün. Hayvanlar yabancı cisim irritasyonlarında üç önemli semptom gösterirler. Işığa bakamama, göz kapaklarının kısılması ve iltihaplı veya normal göz yaşı akıntısı.

Yabancı cisimlerin göz kapaklarının iç yüzüne batarak ilerlemeleri yanında korneayı delme riskleri de söz konusudur. Eğer evcil hayvanımız otluk alanlarda gezdikten sonra özellikle tek gözünde göz kapaklarını kısma, göz sulanması ve ağrı nedeniyle göz etrafına dokunulmayı istemiyor ise o zaman gözde bir yabancı cisim travması olduğundan şüphelenebilirsiniz. Böyle durumlarda en kısa sürede veteriner hekiminize danışmanız önerilir.

Yabancı cisim travmalarına bağlı olarak tedavi seçenekleri yabancı cisimin uzaklaştırılmasını takiben medikal ve operatif olabilir. Gerek medikal sağaltım gerekse operatif sağaltım seçeneklerinin uygulandığı hastanızın evdeki bakımı oldukça önemlidir. Verilen göz damlalarının düzenli damlatılması yanında hayvanın kendisi tarafından gözde oluşabilecek travmalardan koruma amaçlı takılan yakalıkların bizi başarıya ulaştırdığı ve en önemli desteği sağladığı unutulmamalıdır.

Arş. Gör. Ali Çürükoğlu

Gastrik dilatasyon volvulus (GDV); mide içindeki katı ve sıvı besinlerin sindirim enzimleriyle tepkimeye girerek gaz oluşturması sonucu midenin kendi ekseni etrafında dönerek genişlemesi olarak tanımlayabileceğimiz acil bir sendromdur. Mide ile birlikte dönecek olan damar sisteminin tıkanması neticesinde de ciddi bir dolaşım bozukluğunun söz konusu olduğu bu sendroma genellikle çok büyük, derin göğüs kafesi olan ırklarda rastlanmaktadır. Bununla beraber Shar Pei’lerde diğer orta boy ırklara göre daha sık meydana geldiği, küçük ırk olmalarına rağmen Basset Hound’ların da yüksek GDV riski taşıdığı unutulmamalıdır. Her yaşta köpekte oluşabileceği gibi daha çok orta ve yaşlı hayvanlarda meydana geldiği gözlenmektedir. Göğüs kafesinin derinliği ile eni arasındaki oranın mide şişme riski ile yüksek oranda ilişkili olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Çok hızlı şekillenmesinden dolayı ölüme neden olabilen, erken tanı gerektiren GDV sendromu veteriner aciller listesinin en başında yer alır ve tedavisi cerrahi müdahale ile gerçekleştirilir.

Danua, Saint Bernard, Kangal, Alman Çoban Köpeği, Rottweiler, Dobermann, Weimaraner, İrlanda Seteri, Gordon Setter, Shar Pei, Basset Hound, Golden Retriever ve Labrador Retriever gibi ırklar riskli grup olarak bilinmelidir.
Karında şişkinlik ya da genişlemenin gözlemlenmesi hasta sahibi tarafından dikkat edilecek önemli bulgulardan biri olmasının yanında ancak obez ve kaslı büyük ırk köpeklerde mide şişmesini hissetmek bazen zor olabilir. Hızlı kalp atışı, güç nefes alıp verme, ağrıya bağlı kambur duruş, durgunluk, yürümeye karşı isteksizlik, inleme, mukozalarda solgunluk, ağızda köpürme, kusmaya çalışma ve huzursuz davranışlar hasta sahiplerinin dikkat etmesi gereken bulgular arasındadır.

Hasta sahiplerinin bu sendromdan hayvanlarını korumaları için; tek bir büyük öğün yerine günde birkaç küçük öğünle besleme, beslenme sırasında stresi önleme, evinizde birden fazla köpek var ise beslenme sırasında köpekleri ayırma, öğünler öncesi ve sonrasında egzersizi kısıtlama, yerden yüksek mama kaplarını kullanmama, birinci derece akrabasında bu hastalık öyküsü olan köpeklerle çiftleştirmeme, karın bölgesinde şişme görülür görülmez veteriner hekime başvurma, hızlı mama tüketen bir köpeğe sahipsek yavaş yedirme kaplarından edinme tavsiyelerinde bulunabiliriz.

Köpeğimizle yeteri kadar ilgilenmeli ve çok yalnız bırakmamalıyız. Unutmayın ki bu hastalık “mutsuz köpek hastalığı” olarak da anılmaktadır.

Araş. Gör. Mehmet Pilli

Kavga sonucu oluşan doku yaralanmalarına veteriner hekimlikte oldukça sık rastlanır. Genelde büyük ırk köpeklerinin saldırısına maruz kalan küçük ırk köpeklerde ısırık yaralanmaları dikkati çeker. Isırık yaralarını deri ve altındaki katmanları içerecek şekilde boyun, göğüs, karın, bacak bölgelerinde gözlemleyebiliriz. Kavgaya karışan ve yaralanan köpeklerde yüzeysel olarak gözlenen ısırık yaraları her zaman aldatıcı olabilir ve yaralanmanın konumuna bağlı olarak yaşamı tehdit etme potansiyeline sahiptir. Bu tip yaralar deri altında geniş bir yıkımlanmanın gözlendiği enfekte ‘’buz dağı‘’ yaralanmaları olarak da adlandırılır.

Köpeğin ağız bakteri florası ısırık yaralarını her zaman kontamine etmeye uygundur. Köpek dişleri ve çeneleri çok güçlü olduğu için açtıkları yaralar kasları ve deriyi ezebilir, delebilir veya yırtabilir. Bunun yanında deride hasar bırakmayan bir ısırık bile altta yatan yumuşak dokularda kapalı yara denilen travmaya da neden olabilir. En önemlisi göğüs veya karın boşluğuna ulaşan ısırık yaraları bakteri kontaminasyonu nedeni ile bu boşluklarda irin toplanmasına neden olabilirler. Boyun bölgesi ısırık yaraları, bölgenin kan damarları, sinirler, yemek borusu ve soluk borusunu barındırmasından dolayı ayrı bir özen gerektirir. Isırık yaralanmalarında ender de olsa eklem iltihaplanması ve kemik iliği iltihaplanması ile de karşılaşılır.

Tedavi edilmeden bırakılan ısırık yaralarında bakterilerin çevredeki alana yayılması ile apseleşme, fistülleşme veya genel bir enfeksiyona dönüşüm kaçınılmaz olacaktır. Veteriner hekiminiz, yaralanmaların boyutuna, köpeğinizin genel sağlığına ve yaraların konumuna bağlı olarak ne tür bir tedavinin gerekli olduğunu belirleyecektir. Yaralanmadan sonraki ilk 6 saat içinde tedavi edilen yaraların komplikasyonsuz iyileşme şansı daha yüksektir. Veteriner hekim tarafından yaraların boyutunu değerlendirmeye başlamadan önce hayvanınıza bir çeşit ağrı kesici, sakinleştirici veya anestezik verilmesi normaldir. Evde size düşen bir takım görevler olacaktır. Köpeğinizin yaraları kapatılmışsa, alanı temiz ve kuru tutmanız gerekecektir. Bir yakalık takmanız kaçınılmazdır. Yaranın iyileşmesi için açık bırakılmışsa veya yaraya bir dren yerleştirilmişse, alanın düzenli olarak temiz kalmasına özen göstermeniz gerekecektir. Kavgaya karışmış köpekler olayın şoku, ağrı ve acı nedeniyle saldırgan davranışlar da sergileyebilir, dikkatli davranılması gerekir. Kavgayı önlemek için, diğer başı-boş köpeğin mizacını bilmediğinizden köpeğinizin serbestçe dolaşmasına izin vermeyin. Bu nedenle temel itaat eğitimini aldırmanız da gerekebilir.

Araş. Gör. Gül Çıray Akbaş

Rahmin hormonel ve yapısal olarak durumunun değişip, savunma sisteminin bozulması ile östrus (kızgınlık) sırasında açık olan serviksten giren bakterilerin neden olduğu enfeksiyon sonucunda ortaya çıkan  ve bazen öldürücü olabilen rahim içinin irin dolması durumudur. Serviks (rahim ağzı)’nın açık ve kapalı olması durumuna göre iki tipi vardır. Açık piyometrada irinli akıntı dışardan gözlenebilirken kapalı forumda gözlenemez.

Nedenleri

  • Kısırlaştırılmayan ileri yaşlı kedi ve köpeklerde (Genellikle 6-8 Yaş).
  • Kedi ve köpeklerin kızgınlık (östrus) larının gebelik oluşmadan geçmesi.
  • Östrus (kızgınlığın)’ un baskılanması amacı ile hormon uygulanması.

Belirtileri

  • Çok su içime (Polidipsi) - Sık idrara çıkma (Poliuri).
  • İştahsızlık – Kusma.
  • Depresyon – Soğuk yere yatma.
  • Sarı/gri veya kırmızı/kahve renkli kokulu vaginal akıntı.

Tanı
Piyometranın tanısı genellikle klinik belirtiler, laboratuvar verileri (kan testleri) ve görüntüleme teknikleri (ultrasonografi / x-ray) kullanılarak yapılır.

Tedavi
Tedavide amaç hastanın genel durumunu düzeltmek ve rahiminin cerrahi olarak uzaklaştırılmasıdır (ovariohisterektomi). Damızlık değeri olan ve ilerde yavru alınmak istenilen hastalarda medikal tedavi de uygulanabilmektedir.

Halil Güneş Özturan

Kusma mide kasılmasıyla ortaya çıkan, mide içeriğinin aktif olarak dışarı atılması kavramıdır. Buna karşılık öğürme olmadan yemek borusundaki içeriğin (mide kasılması yok) pasif olarak dışarı çıkması bizim için klinik anlamda kusma değildir. Bu iki kavramın birbirinden ayrımı önemlidir. Kusma vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Kusmaya sebep olabilecek birçok etken olabilir. Köpeğinizin veya kedinizin kusması bazı hastalıkların ikinci bir işareti de olabilir.
Hızlı yemek yeme, enfeksiyonlar, aşırı ot tüketimi, yemek sonrası egzersiz, paraziter durumlar ve çeşitli hastalıklar gibi sebeplerden dolayı kusma şekillenebilir. Kusma sürekli veya iki günden uzun sürüyorsa, kusma içeriğinde yabancı bir cisim ya da kan görüldüğünde veya kötü kokulu ise, kusma ile birlikte farklı belirtiler gözlemlendiğinde mutlaka veteriner hekime danışılması gerekir.

Araş. Gör. Merve Ertan